"Bunamaktan Korkuyorum"

* “Bugünlerde çok unutkanım, evvelden daha çabuk hatırlardım, artık zorlanıyorum”.

* “Bana bir hâl oldu, telefon numaralarını hatırlayamıyorum”.

* “Ne oldu bana? Okuduklarımı hatırlayamıyorum”.

* “Zihnim karışık, çok sıkıntı hatırlıyorum”

* “Yaşlanıyorum galiba, eşimin söylediklerini unutuyorum, geç de olsa sonra hatırlıyorum”.

* “Söylenenleri hatırlamamam olağan mi?”

Görüşme esnasında bu cümleleri duyduğunuzda şu soruya muhatap olursunuz: “Bunamaktan korkuyorum, ben bunuyor muyum?”.

Genelde bu sorunun sorulması sizi ayırıcı teşhiste bunamayı (demans) düşünmekten alıkoyar, çünkü bu soruyu bunaması olan bir şahıstan duyma bahtınız yok üzeredir. Bunama başlangıcı olan kişi bunamadığını göstermeye çalışır üzere her sorunuza karşılık vermek için uğraşır ve unutkanlığını inkâr eder. Unuttuğunu unutur.

Bellek (hafıza), soyut düşünme, yargılama üzere zihinsel faaliyetlerdeki ağırlaşan ve devamlılık arz eden yetersizlik durumuna bunama denir. Çok çeşitli etkenler bağlı olabilen, beynin fonksiyonları geniş bir alanda etkileyebilen bunama, hem bireye ve ailesine hem de topluma ağır yükler getirir.

Çağımızda insan ömrünün uzamasına bağlı olarak bunama hadiselerinin görülme sıklığı artmaktadır. Ülkemizde baş travmaları, beyin damar hastalıkları ve Alzheimer hastalığına bağlı bunamalar epeyce sık görülmektedir.

Bunamadan ötürü bakıma muhtaç olan hasta kadar hasta yakını olmak da zordur. Uzun bakım süreçlerinde hasta yakınları tükenebilirler. Maraton koşmak üzere güç ve uzun olan bakım sürecini âlâ yönetmek ve gerektiğinde yardımlaşmak uygun olur. “Tükendim, artık sabredemiyorum, çocuk üzere davranıyor, bazen bile bile eziyet ediyor”, “canıma tak etti, inadına yapıyor” üzere yanılgılı kanılara kapılmadan evvel bunama hakkında bilgi sahibi olmak, araştırmak, gerekli eğitimler için yardım almak daha gerçek olur.

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir